Meclis bombalanırken kürsüden inmeyen bakan konuştu: Ölümü göze almıştık

15.07.2022 07:46 Haber Deposu: Özgürlük Hakkaniyet Bakanı Bozdağ ile hem o geceyi hem de bugünü, FETÖ ile mücadelede gelinen son noktayı konuştuk. Bakan Bozdağ’ın oldukça dikkat çekici açıklamaları şu şekilde:
ABD’YE TAM 7 İADE TALEBİ GÖNDERİLDİ
“FETÖ elebaşı Fetullah Gülen hakkında ilk iade talebi 19 Temmuz 2016’da ABD’ye gönderildi. Sonrasında 6 iade talebi ile toplam 7 talep iletilmiş oldu.
Her seviyedeki görüşmede mevzuyu gündeme getirmemize karşın iade taleplerimiz bugüne dek kabul edilmemiştir. Bugüne dek resmi bir yanıt da verilmemiştir. İade dosyaları ABD Hakkaniyet Bakanlığı’nda bekletilmekte, iadeye karar verecek olan mahkemelere bile sunulmamaktadır.
ABD GÜLEN’İ HİMAYE ETMEKTEDİR ABD makamları ek data taleplerinde bulunmuş olup bu taleplere ilişkin belgeler ile darbe teşebbüsünün Gülen’in talimatıyla gerçekleştirildiğini ortaya koyan pek oldukça kanıt ABD makamlarına iletilmiştir. ABD, FETÖ lideri teröristbaşı Fetullah Gülen’i himaye etmekte, korumakta ve kollamaktadır. Bu Türkiye ile ABD içinde hem ikili anlaşmalara hem de dostluk ilişkilerine aykırı bir tutum olarak görülmektedir.
110 ÜLKEYE 1137 İADE TALEBİ YAPILDI
110 ülkeden 1137 FETÖ şüphelisinin iadesi yolunda talepname yolladık. Bugüne dek ikisi Romanya’dan Sedat Zavar ve İlker Usta, biri de Cezayir’den Nuh Naci Konyalı olmak suretiyle 3 iade talebimiz kabul edilerek Türkiye’ye iadeleri gerçekleştirilmiştir.
İçişleri Bakanlığı’ndan aldığım bilgilere bakılırsa, 28 ülkeden toplam 121 FETÖ mensubunun ülkemize sınır dışı edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Şu demek oluyor ki ülkemize getirilmesi sağlanan FETÖ yönetici ve üye sayısı toplam 124’tür.
KAMİKAZELER VARSA GEREĞİ YAPILACAKTIR
FETÖ, dünyanın görmüş olduğu en kurnaz ve en alçak terör örgütlerinden biridir. 15 Temmuz arkasından devletin içine, asker, polis ve yargı başta olmak suretiyle çeşitli kurumlara sızmış olan FETÖ’cüler kamudan temizlendi. FETÖ’nün devlet kademelerinde örgütlü ve organize bir halde hareket etme kabiliyetinin, netice alacak etkinlik yapma gücünün kalmadığını ifade edebiliriz.
Sadece kripto dediğimiz, kamikaze dediğimiz bazı kişiler devlet içinde var ise bile hukuk devleti içinde bunların gereği de yapılacaktır. FETÖ ile savaşım, devletten tüm FETÖ’cüler kazınana kadar devam edecektir ve bu mevzuda kararlıyız.
KONUŞURKEN BOMBA PATLADI
TBMM bombalanırken, TBMM Başkanımız, adı şeklinde kahraman İsmail Kahraman Genel Kurulu açmış, TBMM bombalanırken milletvekilleri TBMM çatısı altında adeta bombalara meydan öğrenim görmüştür.
Ben hükümet adına kürsüde konuşma yaparken bir bomba atıldı. Meclis Genel Kurulu’nda büyük bir patlama sesi duyuldu ve Genel Kurulu bir toz bulutu kapladı.
Kürsüde konuşma yaparken Başkanlık Divanı önünde toplanan bazı milletvekillerinin ‘Sığınağa inelim’ sözlerini duydum. Bu sözleri duyunca ‘Bizim Meclis’i kapatmamamız lazım. Bizim burada durmamız lazım’ diyerek derhal arkaya dönerek Başkanlık Kürsüsü’ne gittim. Başkanımıza, ‘Sayın Başkanım, her yeri bombalıyorlar. Burayı kapatıp aşağıya gidersek bu millet meydana gelmez, bu millet ‘Meclis korktu’ der. Bizim burada yapacağımız şey burada ölmektir’ dedim. Meclis Başkanımız İsmail Kahraman da Meclis çalışmalarına devam edilmesine karar verdi.
Ben kürsüde ikinci kere konuşma yaparken bu sefer ikinci bir bomba daha atıldı ve bu bomba daha şiddetli bir patlamaya, gürültüye ve Genel Kurul’da sarsıntıya niçin oldu.
O gece Meclis’e gelen milletvekilleri darbeye ve darbecilere direnmeye gelmişti, ölümü göze alarak gelmişlerdi. Meclis’e atılan ikinci bomba eğer hainler isabet ettirebilseydi tam Genel Kurul’un üzerine düşecekti ve oradaki milletvekilleri bugün bir ihtimal hayatta olmayacaktı. Meclis’i yok etmek için o bombaları atmışlardı. Meclis’teki milletvekillerini imha etmek için o bombaları haince milletin kalbine atmışlardı.
Kurtuluş Savaşı yılarında bile bombalanmayan Meclis, FETÖ’cü hainler tarafınca bombalandı. Meclis’te verilen savaşım sokakta verilen savaşım kadar değerlidir. Dikmen’deki Hâkimevi’ni de unutmayalım… O gece Dikmen’deki Hâkimevi’nde Hakkaniyet Bakanlığı Müsteşarımız Kenan İpek başkanlığındaki bir kurul silahlarını alarak gelmişlerdi oraya, ölümü göze alarak orada çalışmalarını yürüttüler ve o gece yargı içindeki FETÖ’cülere yönelik ilk adımlar atılmıştı…
OĞLUMA ‘AİLEM SANA EMANET’ DİYEMEDİM…
Ben o gece ölümü göze alarak yola çıkmıştım. Hayatım film şeridi şeklinde gözümün önünden geçti.
Eşim o gün memlekette bulunuyordu, eşimi arayıp konuştum fakat helallik bile isteyemedim.
Büyük oğlum yanımda idi, ona ‘Bana bir şey olursa annen ve kardeşlerin sana emanettir’ demek istedim fakat üzülmesin diye onu da diyemedim.
‘VURUN, KİMSE SAĞ ÇIKMAYACAK’ TALİMATI
Meclis’te bir ara darbeci hainlerin Meclis bahçesine girdikleri ve bizleri almaya geldikleri haberi gelmişti.
Korumalara yönerge verdim. Onlardan kim gelirse hepsini vuracaksınız, hiçbiri buradan sağ çıkmayacak dedim. Ben sonuna kadar o hainlerle savaşım etmeye karar verdim ve bizi bir halde teslim almaya gelselerdi onlara teslim olmamaya karar verdim.”
BİTİRİRKEN…
Dinlerken bazı bölümlerde gene gözlerim doldu… Anladım ki aslına bakarsak tamamımız ölümü göze alarak yola çıkmışız o gece… Ve çoğumuz kimseyi üzmemek ya da korkutmamak için “Çocuğum ya da çocuklarımız sana emanet” diyememişiz…
29 BİN 455 KİŞİ HENÜZ YAKALANAMADI
Darbenin arkasından oluşturulan davalarda bugüne dek 117 bin şahıs hakkında mahkûmiyet sonucu verilmiştir.
Yargının verdiği kararlar neticesinde şu anda cezaevlerinde 19 bin 300 FETÖ mensubu bulunmaktadır.
Haklarında soruşturma sonucu olması durumunda 29 bin 455 şahıs hemen hemen yakalanamamış, bunların yakalanmasına yönelik emek harcamalar da devam etmektedir.
Darbe teşebbüsü sebebiyle darbeye fiilen katılanlara oluşturulan 289 darbe davası bulunmakta olup; bu davaların tamamı için ilk aşama mahkemelerinde kararlar verilmiş, İstinaf aşamaları bitmiş ve Yargıtay’da temyiz aşaması devam etmektedir. Yargıtay’daki temyiz edilen davalarının büyük çoğunluğunun da karara bağlandığını ifade etmek isterim.
O GECE
‘DARBENİN SEYRİNİ DEĞİŞTİREN  OLAY O TELEFON BAĞLANTISIDIR’
15 Temmuz hain darbe teşebbüsü esnasında ve sonrasında yaşanmış olan vakalara baktığımız süre darbenin seyrini değiştiren en mühim vaka, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sizin cep telefonunuzdan yayına bağlanarak CNN-Türk ekranlarında yapmış olduğu açıklamalardır.

Tarihe geçen sözleri darbenin seyrini değiştirmiştir. Milletimiz meydanlara çıkarak darbeye ve darbecilere ‘Dur’ demiştir.
Bu milletin bir özelliği var; eğer kendi önünden ölümüne koşan bir önder görürse onun peşinden ölümüne koşar.
100 yıl ilkin Kurtuluş Savaşı’nda Gazi Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’ün çağrısına uyarak düşmana karşı ülkemizi korumak için çaba sarfetmek ve kurtarmak için iyi mi ‘O’nun arkasında milletimiz yekvücut oldu ise, ortalama 100 yıl sonrasında da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında tek vücut olan aziz milletimiz tanklara ve harp uçaklarına meydan okudu; vatanına, milletine, demokrasisine, ulusal iradesine ve seçilmiş iktidarına haiz çıkarak ülkemizin tekrardan işgal girişimine fırsat vermemiştir.
NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ ALIRLARDI
Sayın Cumhurbaşkanımız ve Türk milleti o gece bir demokrasi mücadelesi vermiştir. Eğer bu mücadeleyi Türk Milleti değil başka bir millet vermiş olsaydı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan değil başka bir ülkenin lideri vermiş olsaydı o millete ve o lidere verilmedik Nobel Sulh Ödülü olmak suretiyle bilumum sulh ve demokrasi ödülleri bırakılmazdı.

Son Dakika Haberler